Su kesesinin doktor veya ebe tarafından açılması

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) SU GELMESİ
Gebeliğin özellikle son haftalarında doğuma yakın günlerde sık görülen bir durumdur su gelmesi, hamileler bunu su gibi akıntı oldu, su boşalması oldu veya sularım geldi gibi ifade edebilirler.

Gebelikte (hamilelikte) suyun gelmesi nasıl anlaşılır? Su gelmesi bazen çok bol şekilde sanki bacağından aşağıya bir bardak su dökmüş gibi fazla olabilir, bu durumda anne kolaylıkla suyunun geldiğini anlayabilir. Bu esnada annenin giysileri, oturduğu yer veya yatağı ıslanabilir. Su geldiğinde veya su gelmeden önce sancı olabileceği gibi hiç sancı olmayabilir de. Sancı olmaması su gelmesi olmadığı anlamına gelmez. Amnion suyu ılık, berrak bir sudur. Bazen su gelmesi bu kadar şiddetli olmaz, hafif sızıntı veya damlama şeklinde olabilir bu durumda akıntı veya idrar kaçırma ile karıştırılabilir, anne bunu akıntı gibi su geliyor şeklinde ifade eder, annenin bunu ayırt etmesi zordur bu nedenle mutlaka kesin teşhis için doktora başvurmalıdır.

Bebeğin suyunun gelmesi ile vajinal akıntının farkı nedir?
Hamilelikte vajinal akıntı her ayda sık görülen bir durumdur, son aylarda daha fazla olabilir. Akıntı genellikle koyu, yapışkan, bazen kokulu ve az miktardadır. Akıntı asla annenin bacağından aşağıya su dökmüş kadar fazla olmaz ve pantolonunu, yatağını ıslatacak kadar fazla olmaz. Bebeğin amnion suyu aynı normal su gibi akışkandır, rengi berrak hafif sarımsıdır genellikle ancak eğer bebek kakasını yapmışsa koyu kahverengi, yeşil renklerde olabilir. Amnion suyu ılık hissedilir.
emr, pprom, hamilelikte su gelmesi
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

Su kesesinin doktor veya ebe tarafından açılması (amniyotomi):
Amnin sıvısı amnion zarının içerisinde bulunur ve bebek bu balon şeklindeki zarın içerisindeki suda serbest şekilde hareket eder. Doğum başladığında anne sancı çekerken rahim ağzındaki açıklık ara sıra kontrol edilir ve açıklık belli bir seviyeye gelince, genellikle 4-5 cm açılma oluşunca ince, uzun bir alette bebeğin su kesesi (amnion kesesi) delinerek açılır. Anne bu esnada ağrı veya rahatsızlık hissetmez, bir kaç saniye süren kısa bir işlemdir. Bebeğin su kesesi açıldıktan sonra doğum daha hızlı ilerler. Bazen doğum başlamadan öne annenin suları gelmiştir ve amnion suyu akarak boşalmıştır bu durumda amniyotomi yapılmadan doğum gerçekleşir.

Su gelmesinin anne veya bebek açısından bir zararı var mıdır?
Su gelmesi erken gebelik haftalarında gerçekleşirse erken doğum riskine neden olabilir. Yine özellikle erken haftalarda su gelmesi rahim ve amnion zarının enfeksiyonuna (koryoamniyonit) neden olabilir, bunu engellemek için antibiyotik tedavisi verilir. Su kesesi bebeğin dış ortamdan ve aşağıdan vajina yoluyla yukarıya çıkabilecek bakterilerden korur, bu nedenle su kesesinin açılması durumunda vajinadan rahim içerisine doğru enfeksiyon etkeni bakteriler ilerleyebilir. Doğuma yakın haftalarda ve çok uzun günler sürmeyen su gelmeleri genellikle bu tür riskli durumlara neden olmaz, zaten 1-2 gün içerisinde genellikle doğum gerçekleşir.

GEBELİKTE BEBEKTE GELİŞME GERİLİĞİ

İNTRAUTERİN (RAHİM İÇİ) GELİŞME GERİLİĞİ (IUGR)
GEBELİKTE BEBEKTE GELİŞME GERİLİĞİ
Fetusun bulunduğu gebelik haftasına göre olması gereken belirlenmiş standart ağırlıktan belli bir

oranın (%10) altında kalması intrauterin gelişme geriliği (IUGR, IUGG) olarak adlandırılır. Burada dikkat edilmesi gereken husus olması gereken standart ağırlıktan küçük olan her fetusta gelişme geriliği yoktur bunların çoğunluğu yapısal olarak küçük fetuslardır.

İntrauterin gelişme geriliği (RİGG) saptanan fetuslarda strese girme, asfiksiye maruz kalma, yeni doğan döneminde ölüm riskleri normal gebeliklerden yüksektir.

IUGR tip 1 (simetrik) ve tip 2 (asimetrik) olmak üzere ikiye ayrılır. Tip 1 yani simetrik gelişme geriliği tüm gelişme geriliği olan bebeklerin %20-30 udur. Buna gebeliğin erken aylarındaki problemler sebep olur. Fetusun vücudu orantılı olarak baş, karın, bacak hepsi küçüktür. Kromozomal veya yapısal hastalıklar, erken gebelik döneminde gebenin karşılaştığı toksik maddeler veya geçirilen viral enfeksiyonlar bu tip gelişme geriliğine neden olabilirler.

Tip 2 gelişme geriliği IUGR’lerin %70-80 ini oluşturur. Tip 2 asimetrik gelişme geriliğinde olay simetrik değildir ve organlar arasında farklı büyüklükler söz konusudur. Genellikle bebeğin baş ve bacak gelişimi normalken karın bölgesi olması gerekenin gerisinde kalmıştır. Asimetrik gelişme geriliğine genellikle gebeliğin son aylarında ortaya çıkan yüksek tansiyon, diabet gibi hastalıklar sebep olur.

Simetrik ve asimetrik gelişme geriliğinin ayrımını yapmak için ultrasonografide ölçülen kafa çevresi ve bacak çevresinin karın çevresine oranı hesaplanır ve bu oran yüksekse asimetrik IUGR lehine yorumlanır.

düşük doğum ağırlığı, iri bebek
Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız

Gelişme geriliği nedenleri:
– Annede damarsal hastalıklar, hipertansiyon, şeker, kalp hastalıkları
– Preeklampsi
– Annede böbrek, karaciğer hastalıkları, diğer kronik hastalıklar
– Annede astım olması
– Annede orak hücreli anemi
– Annede beslenme yetersizliği
– Plesenta anormallikleri (Sirkumvallat plasenta)
– Annenin sigara, alkol, uyuşturucu kullanması
– Annenin yetersiz beslenmesi
– Annede kansızlık
– Fetusa ait konjenital anomaliler
– Kromozom anomalileri
– İkiz ve diğer çoğul gebelikler
– Fetusa ait enfeksiyonlar (CMV en sık IUGR yapan enfeksiyondur)
– Antifosfolipid antikor sendromu

IUGR, , RİGG, intrauterin gelişme geriliği
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

Tanı:
IUGG tanısında ultrason ve doppler ustrason yardımcı tanı yöntemleridir. Bunlarda oligohidramnios (amnion sıvısının az olması) daha sıktır. Amnion sıvısı ölçümünün 50’nin altında olması kötü bir kriterdir. Ultrasonda bebeğin baş çevresi, bacak uzunluğu, karın çevresi, tahmini ağırlığı ölçülür gebelik haftasına göre olan normal standartlarla karşılaştırılır.

Tedavi yaklaşımı:
IUGG tanısı konmuş gebelikler daha sıkı takip altına alınır ve genellikle bu takip sırasında ustrason, doppler ve NST, biyofizik profil (BPP) takiplerine göre fetusun anne karnında çok yüksek risk altında olduğu saptanırsa doğum gerçekleştirilir. Bu bebekler de normal yoldan doğabilmekle beraber sezaryen gerektirme ihtimali normal gebeliklerden yüksektir.
Amnion sıvısını 50’den az olan ve doppler ölçümleri yüksek saptanan, haftalık ultrason takiplerinde bebekte büyüme olmayan, NST’si nonreaktif olan, biyofizik profil değerlendirilmesinde 6 yada daha az puan alan gebeliklerde riskin yüksek olduğu düşünülür ve mümkün olan en kısa zamanda doğum planlanır. Erken doğuma gerek duyulabileceği nedeniyle fetusun akciğer gelişimini sağlamak için betametazon (steroid) ilacı verilir.

BEBEĞİN EŞİNİN RAHİM DUVARINA YAPIŞMASI

PLASENTA AKREATA (BEBEĞİN EŞİNİN RAHİM DUVARINA YAPIŞMASI)

PLASENTA İNVAZYON ANOMALİLERİ
Plasenta yani halk arasındaki deyimiyle bebeğin eşi normalde rahim iç duvarına hafifçe yapışıktır ve doğum sonrasında veya sezaryen sırasında kolayca ayrılabilir. Plasentanın rahim duvarına yapışması derin ve sıkı bir şekilde olursa buna plasenta akreata (placenta accreta) denir. Bu yapışma rahim duvarındaki kas tabakasına ulaşacak kadar daha derin olursa plasenta inkreata denir, rahim duvarının dışına geçecek kadar hatta çevredeki mesane gibi organlara ulaşacak kadar derin yapışma durumuna plasenta perkreata denir. Vakaların %75’i akreata, %15’i inkreata, %10’u perkreata şeklindedir. Bu plasenta yapışma anormalliklerine genel olarak “plasenta invazyon anomalileri (plansenta adezyon bozuklukları)” denir.

Daha önce sezaryen veya rahim ameliyatı (myom ameliyatı gibi) geçirenlerde daha sık görülür. Özellikle son yıllarda sezaryen oranlarının artması ile plasenta akreata sıklığına 1000 doğumda 1 olacak şekilde artmıştır. Geçirilen sezaryen sayısı arttıkça plasenta akreata riski artar, 3-4 sezaryen geçirenlerde risk %70’leri bulur.
Gebelik sırasında ultrasonla plasenta previa (bebeğin eşinin önde olması) tanısı konulanlarda plasenta akreata eşlik etme riski vardır.

plasenta akreata perkrea inkreata
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın
Risk faktörleri:
– Plasenta previa
– Sigara
– Multiparite
– Sezaryen, metroplasti gibi uterin ameliyatları geçirmiş olmak

Tanı:
Plasenra akreata (ve inkreta, perkreata) tanısını doğumdan önce koymak mümkün değildir. Muayene veya ultrasonogtafi ile tanı konulamaz. Normal doğum veya sezaryen sırasında plasentanın anne rahminden ayrılmaması ile tanı konur. Bazen plasenta ayrılır fakat bazı parçaları rahim içerisine yapışık kalır, yani ayrılma tam olmamıştır, bu da kanamaya neden olur. Doğumdan önce tanı çok nadir olarak öyküsünden dolayı şüphelenilen, ultrasonografi veya MR ile değerlendirilen bazı gebelerde mümkün olabilir.